İSTANBUL'LU AHMET BEY'DEN,FRANSIZ JOKEY LEMAIRE'YE..
Geçtiğimiz Cuma günü, Veliefendi hipodromu çok farklı bir organizasyona ev sahipliği yaptı. Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde geleneksel olan, fakat ülkemiz sınırları dahilinde ilk kez cereyan eden Uluslararası Jokey Turnuvasını icra ettik. Fransa, Almanya ve İngiltere menşeli jokeylerin katılımıyla düzenlenen bu yarışma, Veliefendi çayırında farklı bir tad bıraktı. Bu konsept dünya basınında da ciddi bir dikkat uyandırmış, enternasyonal öncesi gözlerin bir kez daha Türk yarışçılığına dönmesini sağlayabilmişti. Başarılı olup olmadığı hakkında cümleler dahi kurmak bile şu aşamada oldukça gereksiz.. Çünkü bu ilk’di. Devamı gelecekti. Eksiklikler giderilecek, dersler çıkarılacaktı. Aynı ilkbaharda hayata geçirilen at satış organizasyonu gibiydi. Büyüyerek ve yoğunlaşarak devam edecekti. Tecrübe edinilebilmiş, daha kapsamlı ve daha nezih bir zamanda tekrar düzenlenmesi adına çalışmalar yeniden başlamıştı. Bence her şey yerindeydi.. Verilmek istenen heyecan, yarış severlere enjekte edilebilmişti. Jokeylik mesleğinin ülkemiz tarihinde yeri oldukça eskidir. Bu mesleğin başlangıcından ve ilk zaferimizden tarihin tozlu raflarında yerini almış, maalesef henüz birkaç el dışında unutulmuş kaynakların izinde, şimdi size bu süreci kısaca özetlemek istiyorum…
Bugünkü Apranti Eğitim Merkezinin ilk tohumları, 1927 yılında Karacabey’de Yüksek Yarış Islah Encümeni tarafından atılmıştır.. Bu dönemde Jokeylere yine lisans alma zorunluluğu da ilk kez getirilmiştir. 1925 yılında yarışçılığının parasal kaynağı program giderlerine harcanınca, okulun temelleri mecburen ilk kez Karacabey’de atılmış, okul ilk öğrencilerini yakın köylerden toplamaya başlamıştı. At terbiyesi, at ıslahı ve yarışlara hazırlanmasında bu çocuklar kullanıyor, aralarından oldukça yeteneklilerde çıkıyordu. İşte bu okuldan mezun olan ve en çok sivrilen Horoz Ahmet (Uslu) olmuştu. Genç Ahmet, Fikret Yüzatlı’nın Varad’ı ile, Şadi Eliyeşil’in Darlıng’i ile, yine Şadi bey’in Kusun’u ile Gazi heykelciğini de müzesine götürmüştü.
Bu resmi kaynaklara göre Zeki Sertol ile birlikte, lisans alan ilk Jokeylerimizden Horoz Ahmet’in hikayesi idi. Peki jokeyliğin, meslek literatüründe bulunmadan önceki zamanında, ülkemizi temsil eden ilk jokey kimdi? Şimdi Rahmetli Nimet Üyken’in Türkiye Jokey Kulübü Tarihçe’si kitabından, jokeylik mesleğinin ülke topraklarımızdan yaşanan ilk başarısını Nimet Amca’yı saygıyla anarak hatırlayalım.
”İlk modern yarışçılığımızın yapıldığı yer olan İzmir'de (o zamanın adı ile Paradiso) paskalya zamanına denk gelen 7 koşuluk bir enternasyonal aktivite icra edilirdi. Adeta karnaval niteliğinde olan koşulara Ermeni, İngiliz ve Rumlar ön ayak olup organize eder, jokeyleri, antrenörleri ve seyislerini de hep kendi vatandaşlarından seçerlerdi. Biz Türkler ise bu oluşuma ancak seyirci olarak iştirak ederdik. O güne ait olan 7 koşuyu kazanan ülkelerin bayrakları göndere çekilir, milli marşları İizmir'in en ücra köşesinden duyulurdu. Bu durum çok uzun yıllar devam etmiştir. İzmir, ne göndere çekilen bir Türk bayrağı, ne de omuzlara alınan bir Türk evladını görmüştür. Ta ki 1885 koşularına kadar.. İstanbul doğumlu olan fakat Mısır'da ikamet eden Ahmet Bey, İzmir'e tesadüf sonucu yolu düşmüştür. İzmir'in tanınmış doktorlarından Tevfik bey, Ahmet bey ile herhangi bir sebepten tanışmış ve İzmir'ini meth etmeye koyulmuştur. Havasından, suyundan, manzarasından sonra konu osmanlı at yarışlarına gelmiştir. Ahmet Bey, Tevfik bey'in anlattıkları ile pek alakadar olmuş, ve kendisinden bir yarış programı rica etmiştir. Konuşma esnasında Ahmet bey Türk atsahiplerinin kimler olduğunu, hangi Türk jokeylerin başarı gösterdiğini merak etmiş, fakat aldığı cevaplar karşısında üzüntüye düşmüştür. Tevfik bey'in "Türk İzmir, daha Türk bayrağının şerefe çekildiğini görmedi" cümlesiyle, olayın boyutunu tamamen özetlemiştir.
Ertesi yıl elinde İzmir yarış programı ile, İzmir Races Club'da görülen Ahmet bey, 7 koşu olan programa kendi atı NEDİM i 6 koşuya birden deklare etmiş ve tüm dikkatleri üzerine çekmiştir.
Buna müteakip NEDİM girdiği altı koşuyu birden kazanmış, ve Türk yarışçılık tarihine adını altın harfler ile yazdırmıştır.
NEDİM'e binen ve 6 koşuyu da kazanan jokey ise, işte bu başarının mimarı olan İstanbul eşrafından AHMET BEY olmuştur. "
Manisa Salihli’li Ekrem Hoca’lar, Arap Davut’lar, Mümin Çılgın’lar, Mehmet Emin Özdekli’ler, İmparator Süleyman Akdı’lar, Davut Akdı’lar, Kazım Yıldız’lar ‘dan bayrağı şimdilerde devralan genç nesil, aynı ciddiyetle ve disiplin ile mesleklerini sürdürmeye devam ettirmektedir. Türk Jokeyliğinin Dünya’da gerektiği yeri alacağından kuşkumuz olmamakla birlikte, gelecek yıllarda yaygın hale gelecek bu tarz yarışmalarda da Jokeylerimizin başarıları ile iftihar edeceğimiz günlerin yakın olacağının müjdesini de rahatlıkla verebiliriz.
İlk kez düzenlediğimiz ve Fransız Lemaire’ye kaptırdığımız birinciliği, damarlarında Ahmet Bey’in inancını, Horoz Ahmet’in yeteneğini taşıyan jokeylerimiz ile çok daha başarılı neticeler alacağımızı gönülden arzulamaktayız…
Şimdi’den yolunuz açık, şansınız bol olsun…
Erdem Vurgun
















