BELKİ DE, SADECE TESADÜF...
Aydın Tat…
Özkan Yıldız…
Aktan Bayrak…
Müslüm Tumbul…
Gürkan Oker…
1960 yılının 4 Ağustos Perşembe günü B grubu Araplara ait 1400 metre mesafeli koşuda, Şahmazan isimli Arap atı’na binen Aydın Tat, 1000 metre startında atıyla beraber yıkılmış, geriden gelen safkanların ayak darbelerine maruz kalıp hayatını kaybetmiştir. Bu elim olay, Jokey Kulübü tarihinin kayıtlara geçen ilk ölümlü kazası olarak tozlu raflarda yerini almıştır.
2004’ün Haziran ayı… Gölcükgüzeli isimli Arap tay’ı ile 14 Haziran 2004 günü sahaya çıkan, hayatını bu mesleğe adamış ve rızkını at üzerinde çıkarmaya çalışan genç kardeşimiz ise Özkan Yıldız’dı… Müessif bir kaza münasebetiyle beyin travması geçirmiş 17 Haziran 2004 günü aramızdan ayrılmıştı…
Ocak ‘07’nin 7nci koşusunun 7 numarası, 5 yaşlı Arap atı, Latifhan ile Urfalı emekçi, aileden Urfalı atçı Müslüm Tumbul’un bizle ve sevdalısı olduğu atları ile doğduğu topraklarda son buluşması idi…
21 Eylül 2007 günü Hilin isimli Arap tayı ile ilk ve son kez, yarış heyecanını ve kazanma azmini damarlarında hisseden, daha 19’unda ki çocuk, apranti Aktan Bayrak’tı… Elimizdeki mevcut olan tek fotoğrafında bile, o güzel kalbini bize rahatlıkla hissettirmişti. 26 Eylül 2007 günü Bayındır Hastanesinde son bulan 6 günlük yaşam azmine, buna bağlı verdiği mücadelede mağlup olmuştu Aktan.
07 Ocak 2009’da Bursa yarışlarında günün 3ncü koşusunda Memethan isimli 4 Yaşlı Arap atı ile koşuya iştirak eden genç ve güzel insan Gürkan H. Oker’in bizi bu kadar üzeceğini hiç kimse aklına getirmiyordu… Azrail ile verdiği uzun mücadeleye onu tanıyan veya tanımayanlar dualarıyla destek vermiş, herkesin beklediği ve arzuladığı netice, 10 Ocak günü gelen haberle yerini derin bir üzüntüye bırakmıştı…
Bunların acıları dinmeden, alınmaya çalışılan dersler henüz tez aşamasında iken, 8 Eylül 2009 günü Arap tayı, Köylükızı ile start alan ve atının devrilmesi sonucu beyin kanaması şüphesi ile hastaneye kaldırılan Ömer Yardımcı şu gün itibariyle hala yoğun bakımda. Hayatının geri kalanına dair, henüz net bir söylem, geleceğine dair dengeli bir program maalesef yok…
07 Eylül 2009 günü ilk koşuda Mervenur isimli Arap atından düşen Ömer Elğaç ayağa henüz kalkabildi. Genç olması ve bünyesinin kuvvetli olması ile, muhtemel tedavi süreci minimum seviyeye indirildi. Tedavisinin tam anlamıyla sonuçlanması ve mesleğini icra edebilmesi ise uzunca bir süreyi alacak gibi.
Ahmet Çelik, H. İbrahim Akçay ve Mustafa Tarhan ise diğer meslektaşların dan biraz şanslıydılar. 19 Eylül 2009 Cumartesi günü yapılan 4 Yukarı Araplara ait koşuda, Halil İbrahim Akçay, leğen kemiğinde ve kaburgasındaki kırıklar sebebiyle genel cerrahi bölümüne yatırılırken, köprücük kemiğinde kırık tespit edilen Ahmet Çelik ve kolunda kırık bulunan Mustafa Tarhan’da bu ciddi kazayı küçük sıyrıklarla atlatabildiler.
Günümüz modern Türk yarışçılığında, böylesi üzücü olayların tekrar cereyan etmeyeceğinin garantisini maalesef veremiyoruz. İki canlı ile yapılan tek spor olarak literatür’de geçen At Yarışları, heyecan ve tehlikenin iç içe olduğu, mutluluk ve üzüntünün ’de ciddi bir orana sahip olduğu bu imajını, uzun yıllar aynı heyecan ile devam ettirecektir.
Bu arada, sadece Arap At’ları ile yaşanan ve yaşanmaya devam eden bu ciddi kazalar
“BELKİ DE; SADECE TESADÜF”’tür…!
Erdem Vurgun
















