"KÖR" SEL MEDYA...
Uzan grubunun ülkeyi esir aldığı, zamanlardı..Teleon adı altında alınan, yüksek bedelli Türkiye Futbol ligi ihalesi, başında “1” takısı olan ülkenin ilk özel televizyonu,batması imkansız gibi görünen, at figürlü yüksek faizli modern bankası ile işte o yıllarda tanışmıştı Türk halkı…Kimsenin ekonomiyle,siyasetle,Gordon Milne’nin Beşiktaş’taki akıbeti ile ve Ericsson 388’in fahiş fiyatıyla alakadar olacak durumu yoktu..Farklı olan bu konsepte hazırlıksız yakalanmanın verdiği rahatsızlık,teknolojinin benliğimizde çok daha farklı algılanmasını sağlayacak yılların, geçiş süreciydi belki de..
İşte bu ambians’da, TRT 4 dışında farklı ,özel bir kanalda At yarışları ile ilgili bir program sektörün kabuğunu kırma noktası olarak hayat bulmaktaydı..Spor yazarı,arasıra da bazen sadece yazar’ı Hayri Hiçler ve adından çok sesini, vefatından çok sonraları özleyeceğimiz Gültekin Alpay’ı buluşturan bir program, Cumartesi sabahlarını özlemle beklememize neden olmuştu.. İşte bu ilk adımı, sektörün ilerleyen yıllarda Televizyon ve İnternet ile ortak payda da hareket etmesini sağlayacak bir milad olduğunu düşünürüm hep..Peki geriye dönüp bakıldığında günümüze uzanan Görsel yoğunluk, ne kadar başarılı sayılabilirdi…Hemen söyleyeyim..15 sene evvelindeki Görsel Medyanın, 2000 yılının 10 sene sonrasında farklı bir pozisyonda olup olmadığı, maalesef tartışma konusu olmaktan çıkamamıştır..”Yarış Başlıyor” ile sürüklenen sektörün Görsel Medya’daki yolculuğu , aradan uzun yıllar geçmesine rağmen sektöre ait iki televizyon kanalı dışına maalesef çıkamamaktadır..Zamanında Sky Turk,Olay Tv, Hbb, isimli yayın organları kısa süreli de olsa böyle bir girişim içinde bulunmuş fakat hayatları pek de uzun sürmemişti..At-Avrat-Silah üçlemini benliğine kazıyan bir toplum, nasıl olurda bu üçlemin %33’üne sahip bir başlığı bu kadar görmezden gelebilirdi..Atı bizden daha iyi tanıyan bir toplum var mıydı ? Yoksa atı ilk evcilleştiren Altay Türkleri değilde,Avusturalya Aborjinleri miydi.. Sektör, “kumar” sözcüğünü cümlelerinde sıklıkla lanse eden, kodoman medya patronlarına mı denk gelmişti acaba..Golf,Kriket,Çim Hokeyi kadar görsel medyada ilgi görmeyen At yarışlarına bakışı değiştirmek için, Cem Uzan’ın Fransa’dan kesin dönüş yapması,kırmızı bültenin kaldırılması mı gerekliydi…
İsterse on adet sektörünüze ait televizyon kanalınız olsun,farklı görsel mecralarda varolup kalıcı olabilmek, bu tez’den çok daha fazla önem arz etmektedir..Türkiye’de sadece Gazi koşusunun koşulmadığı , bu işle ilgili kesmin eğitim yüzdesinin, yelken sporu ile ilgilenenlerden çok daha yüksek olduğu,Çocuk Esirgeme Kurumuna senelik aktarılan devasa bütçenin altında Türkiye Jokey Kulübü’nün imzasının olduğu, bir şekilde ve kesin tavırlarla tüm topluma lanse edilmelidir.Topluma kazandırılacak ve aşılandırılacak bu altyapı,beraberinde Görsel Medyanın da dikkatini mutlak surette çekecektir..Bunun maddiyatla dolaylı olarak ilişkisi olup,soyut adımların bu krizde atılmasının pek bir getirisi olmayacağını düşünenlerdenim..Reklam giderlerinin,bir gider kalemi olarak algılanmasını sektörümüz için açıkçası sağlıklı bulmuyorum..Her bir çalışmanın ki negatif yada pozitif durumda olsun,sektöre kazandırdıkları çok iyi bir getirinin de ana kaynağını oluşturmaktadır..
3G’li telefonlara kadar giren At yarışlarının, geçte olsa artık “KÖR” sel medyada da yer bulmasını temenni ediyorum..
Sağlıcakla kalın..
Erdem Vurgun
















