Joomla TemplatesBest Web HostingBest Joomla Hosting

EMEL KOŞUSUNDAN, SHEEMA CLASSIC'E...

2007 yılının sıcak, bir o kadar da nemli 11 Temmuz günü’nün , Türk Yarışçılığı için özlenen, hasretle beklenen başarıların ilk alevlendiği gün olacağını kimse bilemezdi..Günün 6ncı koşusu olan EMEL koşusuna atlarını kaydettiren Seyok ekürisi dahil , tüm yarış kamuoyunun akıllarında ne Gazi koşusu , ne Dubai Karnavalı ne de bu karnavalın en büyük evrelerinden Sheema Classıc vardı...1 Şart Emel Koşusunda, 9 tay içerisinde kendine ancak tabelanın sonunda yer bulabilen, kazancı bugün için 1.500.000 Amerikan Doları olan ve o gün seyisi İbrahim’e 2.000 TL kazancı ile ilk mont sevinci yaşatan, yarışçılığımızın ve yarınımızın en çok konuşulan safkanı tabiki Pan River’dı..

İçindeki yarışma azmini,koskoca yüreğini ve benliğindeki gücü kısa sürede çevresindekilere aksettiren Pan River, yarış yaşamının 5nci koşusunda, Çaldıran gibi bir klasiğe nail oluyor,bir anda tüm gözlerin kendine dönmesini sağlıyordu..Jenerasyonu içerisinde, karşı cinsleri Berraksu ve Nihalim, bu erkek rakibini gizliden gizliye takip ediyor , adı artık kült isimler arasına giren Maracaibo, Anatolian Fıre ve  Oğlumemre,  tüm zamanların en büyük onuru,  Derbylerin en üst katmanı Gazi’de bu rakibine göz açtırmayacaklarını rahatlıkla düşünüyorlardı…

29 Haziran 2008 günü Veliefendi çayırı  her zamankinden çok daha kalabalıktı..O gün Gazi Mustafa Kemal’in ruhu Veliefendi üzerindeydi..Ve o ruhu benliğinde hissetmek isteyen herkes hipodromu doldurmuştu..Saatlerin bir an önce 17:45 olması isteniyor , istenilen saatin gelmesi ise sıcak nedeniyle uzun bir sekteye uğruyordu..Bir klasiğin sonucu az sonra tarihin tozlu,beyinlerin uçucu hafızasında yerini alacaktı..Ve çok kısa bir süre sonra, Dev ekranın hemen yanındaki babadan kalma scorboard’da şu rakamlar güç bela okunuyordu..15-21-16-3….

Koşuda kendisine inanları yanıltmamış olan Pan River, Ata’sının kendisine armağan ettiği apoleti gururla Winner Surcle önünde dagdalandırıyordu..Gazi koşusunu kazanmştı..O  2.5 kiloluk heykelciği, gururla ve heyecanla başının üstüne kaldıran Nevzat Seyok ve ekibi için bu aslında çıkılan bu zor ve meşakatli yolun ilk adımlarıydı..Bu onura layık olmak, istikrarı ve başarıyı muhafaze edebilmek Nihalim’in ciddi ataklarından çok daha güçlü bir stres ve direnç yüküne sahipti…Nevzat Seyok’un Gazi koşusundan sonra 11 koşuluk İstanbul ve Ankara hikayesi , artık farklı mecralarda ülkeyi temsil etme fikrini kendilerinde rahatlıkla doğurmuştu..Bu fikri hayata geçirmek isteyen ekip, gözünü Meydan’a, Dünya’nın kış aylarındaki arenasına dikmişti…

Meydan Hipodromu…Siyah altın’ın , her metrekareden oluk oluk fışkırdığı sanal cennetin, son harikası ..Herşeyin dışarıdan tospembe görüldüğü, yakınına uğrayanların bir daha dönmemek üzere Emirates Havayollarına acilen başvurduğu Birleşik Arap Emirliklerinin, Palmiye Adasından sonra  Dünya’ya armağan ettiği maddi gücün son evresi....Yapımına Milyar Dolar’lar harcanan , İngiliz sömürgeciliğinin keskin ve otoriter dilinin her metrekaresinde hissedildiği Meydan’a girme ve, orada ülkeyi temsil etme fikri Seyok ve ekibi için artık kaçınılmazdı…Win River Win , Ribella ve Sabırlı haricinde Dubai’de kırmızı beyazı göremeyen yarış kamuoyu, açıkçası Pan River’den de pek ümitli değildi..İkililiği ve üçlülüğü dönemlerindeki bir anda vites yükseltip , kaçan rakibini kavrama yeteneğinin zayıfladığını düşünenler az olmamakla beraber, Dünya atçılarının iştahını kabartan Maktoum’un serveti ve bu servetin koşulara yansıması yine negatif bir durum olarak karşımıza çıkıyordu…

11 Şubat’ta ki Gulf News Broadcasting handikap’ına kayıt olan Pan River , bir nebze kolay rakipler yanında güle oynaya kazanıyor, zengin arap şeyhlerininin dikkatini de bir anda kendisine yöneltiyordu…Bu başarı ekip’te 27 Mart Karnavalı giriş bileti için ciddi bir umut doğuruyor , İngiliz ve Arap ırkının bariz Türk düşmanlığı  verilen Handicap Puanı ile alenen bir kez daha ortaya çıkıyordu…Rengini , Keyfini ve gücünü bu yazdan kalma havada apaçık ortaya seren Pan River içinse , Seyok ve ekibi dahil kimsenin farkına varamadığı 27 Mart bileti çoktan eyerinin altındaki yerini alıyordu…

04 Mart tarihinde hiçbirimiz  bu kadar ekrana yaklaşmamış ve ses tonlarımız bu kadar düzensiz ayarlayanmamıştı..Pan River, kazandığı koşudaki rakiplerinin esamesinin dahi okunmayacağı, Dünya’nın en büyük ekürilerinin ve antrenörlerinin kıskacında (G2) Dubaı Cıty Of Gold koşusuna katıldı..Kendisine 27 Mart bileti verecek olan bu koşunun neticesi, onun ertesi gün erkenden, Türk Hava sahasına girip girmeyeceğininde ayrıca bir sonucuydu..Ahmed Ajtebi ve bizden sandığımız Andreas Starke’nin “Senin Burada İşin Yok” tavırlarına aldırış etmeden, aynada evsahibini görüyor lakin onun önünde yarışı neticelendiremiyordu..Bu ikincilik, tüm Türkiye’de galibiyet gibi algılanıyor, kazanana bir kaybedene beş handicap puanı veren zihniyet, bir anlamda Türk halkından özür diliyordu…

Bir Şart Emel Koşusu ile başlayan ve sonunu sadece Sheema Classıc olarak kestirebildiğimiz bir hikayenin kimine göre uzun, kimine göre kısa bir özetiydi bu…29 Mart sabahı, nasıl netice alırsa alsın gönül üstünde, heyecanla ve aşkla bekleyeceğimiz bir safkanın hikayesiydi okuduğunuz..Sheema Classıc ‘de aynı Emel Koşusu gibi yeni bir başlangıç..Hem Pan River hem de Türk Atçılığımız için…Yolun açık olsun şampiyon…Sen vazifeni yerine getirdin…

Sağlıcakla Kalın

Erdem Vurgun

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Uzman Tahminleri

Önemli Linkler