Joomla TemplatesBest Web HostingBest Joomla Hosting

İLKBAHAR TAY SATIŞLARININ ARDINDAN...

Elbette ilk olması kuşkusuz bazı eksiklikleri beraberinde getirecekti… Öyle de oldu ama bu yaşanan nihayetinde bir başlangıç, bir milattır… Neyi nasıl yaptığımızı görmeye mi geldiler yoksa bizdeki potansiyeli analiz edip ilerde Türkiye’de de satış organizasyon işine el atmayı mı düşündüler bilinmez ama Goffs ve Tattersalls temsilcileri de satışları yerinde takip ettiler… İyisiyle- kötüsüyle, eksiğiyle- fazlasıyla bir ilk gerçekleştirilmiş oldu… Öncelikle emeği geçen herkesi kutlayalım ve bu tip organizasyonların sayısının ve kalitesinin artarak devam etmesini beklediğimizi belirtelim…

Tüm olumlu düşüncelerimize rağmen bir dahaki sefere yapılacak organizasyonlara ışık tutması için madalyonun diğer yüzünü de görüp, değerlendirmek gerekir. Yaşanan olumsuzlukları ilk olmasının acemiliğine vermek bu olumsuzlukları göz ardı edip, onlardan ders çıkarmamak anlamına gelmemeli…

4-5 gün öncesinden kulağımıza gelen katalogdaki bazı atların satışa gelmeden satılmış olduğu söylentilerinin, söylentiden ibaret olmadığı, bizzat gerçeği yansıttığını gördük. Katalogda satışa kayıtlı 98 atın 8 tanesi satışlardan önce el değiştirmişti bile. Bence bu başlı başına bir ayıp… Bu durum satışa katılan alıcılara karşı yapılmış en kibar tabiri ile terbiyesizlik olarak güne damgasını vurdu. Orada, satıştan önce satılmış olan taylardan birini ya da birkaçını almak için kilometrelerce uzaktan gelmiş kişiler olabilirdi. Bu durum satışlara gölge düşürebilir ya da “iyi taylar el altından satıldı” söylentilerine sebebiyet verebilirdi. Yıllardır yerleşmiş “kimse iyi atını satmaz, iyisini kendi koşar, ıskartaları da satmaya çalışır” zihniyeti camiada satılan her safkana şüpheli gözlerle bakılmasına sebep olmaktayken böyle bir organizasyonda satışa kayıtlı atların önceden satılmasına müsaade edilmemeliydi… Önümüzdeki organizasyonlarda satışa kayıt yaptıran safkanların satıştan önce el değiştirip satıştan çekilmesini önleyecek düzenlemelere ihtiyaç olduğunu böylece görmüş olduk… 

Satış sonrası taylarını satışa koyan yetiştiriciler ve tay almaya gelen alıcıların birlikte katılacakları bir kokteyl organizasyonu ile satışlar sonrasında “keşke …” ile başlayan cümleler kuran satıcı ve alıcıların tekrar bir araya gelmesini sağlayabilir ve o keşkeler ayaküstü sohbetlerde dillendirilip, satışların akşam da devamı sağlanabilirdi. Alırken ya da satarken açık arttırmada birkaç bin TL yüzünden cayılan pazarlıklar, akşamın verdiği dinginlikle pazarlık konusu olmaktan çıkabilir ve satılmayan safkanların bir kısmı da bu şekilde el değiştirebilirdi… 

Bu satış organizasyonu bize gösterdi ki bu tip faaliyetler sürdüğü müddetçe niteliksiz aygırlar alıcıdan rağbet görmeyecek ve zaman içinde bu tip isimlere yönelmiş yetiştiriciler bu niteliksiz aygırlara kısrak çekmekten vazgeçecek… Bu da kendi içinde kaliteli aygıra yönelme anlamında bir seleksiyon yaratacak… 

Satışların anlatımını üstlenen Zadik Gökoğlu ve Teoman Demiröz bir ilk olan bu organizasyonda üzerlerine düşeni layıkıyla yapmaya çalıştılar. Zira yaptıkları kolay bir iş değil… Zaman zaman güzel bilgiler de paylaştıkları oldu. Onları eleştirmek babında değil ama ortaya çıkan bir eksikliği dile getirmek için şunu söylemek lazım: Satışların sunumunda katalogdaki yer alan bilgilerden farklı şeyler söylemek alıcıların satışa ilgisini daha sıcak tutacaktır… Katalogda yazılanları herkes satışa gelmeden önce incelemiş oluyor zaten… Bunun için de satışa gelen tayların ilgililerinden safkanlarla ilgili değişik anekdotlar alınıp, sunum sırasında bunlar alıcılarla paylaşılabilir… Zaman içinde satışlara daha fazla tayın gelebileceğini düşünürsek safkanlara ayrılan sürenin de ekonomik kullanılması gerekecek.  

Bu satışların amaçlarından biri de camiaya yeni yüzler yani yeni at sahipleri kazandırmak. Bunun için ilk etapta yapılması gereken sansasyonel isimlerin satışa sunulması olacaktır. Sabırlı’nın öz kardeşi, Champ To Champs’in öz kardeşi Turbo’nun öz kardeşi ya da diğer şampiyonlarla yakın akrabalıklar içeren isimler satışlara sokulup, bunların sahalardaki temsilcilerinin başarıları medyada geniş kitlelere duyurulmalı… Özellikle şampiyon safkanlarımızın öyküleri sadece atçılık medyasında değil tüm ulusal medyada yer almalı. Bunu yapacak yazarlar teşvik edilmeli… Hatta bu anlamda basın teşvik ödülleri yeniden gündeme gelebilir. Ben yazmaya hevesli yeni birçok kalemin olduğunu biliyorum… Onları biraz motive etmek yeterli olacaktır…

Satışlara getirilen her tay kataloga alınmamalı diye bir konuşma da geçti o gün sahada. İlk etapta bana da mantıklı geldi. Bu sayede kataloga giren safkanların değeri korunmuş olur ve yetiştiricinin satışlara daha nitelikli taylarını getirmesinin önünü açabilir. Bu fikir de üzerinde tartışılması gereken önemli bir nokta bence… 

Bir olsun bizim olsun dedik. İyisiyle kötüsüyle oldu-bitti. Türkiye Yarış Atı Yetiştiricileri ve Sahipleri Derneği çatısı altında emeği geçen herkese teşekkür ederek yazımı bitirirken bu tip organizasyonların hem sayı hem de kalite olarak artarak sürmesini temenni ediyorum…

Erhan GÖKBAYRAK
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Uzman Tahminleri

Önemli Linkler