Joomla TemplatesBest Web HostingBest Joomla Hosting

ENTERNASYONAL YARIŞLARIN ARDINDAN

1991 yılından beri düzenlenen Enternasyonal yarışların bir tanesi daha yapıldı ve bitti… İyisiyle - kötüsüyle, sevabıyla – günahıyla festival son bulurken artık gelenekselleşme yoluna girmesi gereken bu organizasyonda emeği geçen herkese teşekkürler... 

ENTERNASYONAL HEZİMETİ TURBO ÖNLEDİ…

Kesin kayıtlar yapıldığında yurt dışından katılım yapan safkanların kalitesiyle ilgili “Enternasyonal hayal kırıklığı” yaşamıştık ama asıl hayal kırıklığını yarışlar koşulunca yaşadık dersek yanlış olmaz. Çünkü gelen safkanlar içinde Pressing hariç diğerlerini geçeriz şeklinde bir kanı ile yaklaşılıyordu olaya. “Kazın ayağı öyle değilmiş” mi diyelim yoksa “evdeki hesap çarşı uymadı” mı diyelim bilemiyorum. Sonuçta beğenilmeyen, burun bükülen atların üstünlüğüyle sonuçlanan bir enternasyonal yarış festivali oldu bu yılki organizasyon…
Organizasyona pek diyecek yok. Festivalin, yurtdışındaki grup yarışlar göz önüne alınarak hafta içine kaydırılmış olması dışında organizasyonun bir eksiği yoktu. Hatta artıları vardı… TJK üstüne düşeni bu anlamda layıkıyla yerine getirdi… Enternasyonal Festivalin Ramazan ayına denk gelmesi ise Veliefendi’de toplanan kalabalığın sayıca diğer önemli yarış günlerine nazaran az olmasını en büyük etkendi. Yine de son gün saat 23.00’de start alan Turbo’yu izlemek için epeyce bir kalabalık kalmıştı hipodromda. O kalabalık da Enternasyonal hezimeti önleyen Turbo’nun nefis yarışına ve yarıştan sonraki keyifli dakikalara yerinde şahitlik etmiş olmanın hazzını yaşadı…  

BİZ NER’DE YANLIŞ YAPTIK…?

Yanlışlarımızı oturup tek tek ele alacağız, almalıyız… Futbolda anlamca birbirine yakın iki deyim vardır ki bu deyimlerin yarışçılık alanında da geçerliliği olduğu şüphe götürmez gerçek… “Hiçbir maç oynanmadan kazanılmaz” ve “Maç sahada kazanılır…” Bu iki sözü “Hiç bir yarış koşulmadan kazanılmaz” ve “ Yarış sahada kazanılır” şeklinde camiamıza adapte edebiliriz… Önce rakipleri hafife almamayı öğreneceğiz. Geçtiğimiz yıllardaki başarılar bize sadece bir referans olabilir… O başarılara bakıp da kendimizi dev aynasında görmekse işin yanlış kısmı… Biz sanıyorum gelişmekte olan atçılığımızın her dem aynı ivmeyi tutturacağını düşünüp kendimizi dev aynasında gördük. Milletçe çok çabuk havaya giriyoruz ve çok duygusalız. Bu özellikler bazen soğukkanlı düşünüp, doğruları görmemize engel olmakta… Her şeye rağmen hatalar da bizim hatalarımız. Bunlardan ders almayı da öğreneceğiz… Festivalin bizim safkanların birçoğunun form durumlarının üst düzey olmadığı bir tarihe gelmiş olması da yarışlardaki kötü performanslarımızın nedenlerinden elbette. Ama yine de en iyisi bahanelerin arkasına sığınmadan, soğukkanlı ve gerçekçi yaklaşımlarla hatalardan ders alarak doğrulara ulaşmanın peşinde olmak…  
Şöyle bir düşünürsek aslında durumumuz da pek parlak değil… Sabırlı 4 yaşında şampiyonluğunu ilan etmiş ve halen sahalarda koşmakta olan bir isim… Bugün 8 yaşında olan Sabırlı’nın sahalardaki 6. sezonu ve biz henüz bir Sabırlı daha yetiştiremedik… Sabırlı ki bizim standartlarımızda bir şampiyon. Sahalara veda eden Ribella’nın yerini doldurabilecek güçte bir dişi safkanımız da yok… Öyle doğaüstü birer at da değil bunlar. Ne bir efsane Secretariat ne de Nijinsky. Böyle bir isim olsa yüz yılda bir gelir diyebiliriz ama Sabırlı ya da Ribella öyle dünyaya meydan okuyacak safkanlar da değil… Üst düzey mücadelelerde başarılı olabilecek az sayıda safkanımız var ne yazık ki. Vasat bir İngiliz ya da Arap atı ile 500.000 TL civarında ikramiye kazanılan bir ülkenin yarışçılığında kimse üst düzey şampiyonun hayaliyle yetiştiricilik yapmaz. Ortalama düzeyde bir iki tay yakalamanın peşinde olur ki maalesef bu düşünce bizim atçılığımızda çok yaygın bir hal almış durumda… Yurt dışında Class 5, Class 6’dan öte yarış kazanamayacak atlarla bu kadar büyük ikramiyeler kazanabiliyorsak elbette ki daha iyisini aramaya gerek duymayız. Sonuçta da enternasyonal yarışlarda yurt dışında maximum Grup III koşmuş atlar bizi rahat geçerken, daha sıradan atlarla ancak mücadele edebilip yine de geçiliyoruz…

FESTİAVLLERDE GELENEKSELLİĞİN ÖNEMİ

Bir yarışın önemi onun zaman içinde her yönü ile gelenekselleşmiş bir hal almasında yatıyor. Çünkü herkes biliyor ki yarış şu tarihte olacak… Yarışın mesafesi bu, pisti bu, katılım şartları bu, vb… Bu değişmezler zaman içinde yarışın özellikleri konumuna gelecek ve o yarış artık bilenen ve hem at sahibi hem de yarış severce beklenen bir yarış haline gelecek. Bu da zaman içinde ilgiyi körüklerken uluslar arası camiada yarışların prestijini arttıracak… Bizim enternasyonal yarışlarımızda 1991 yılından beri yapılmakta ve artık bir standarta oturmasının zamanı geldi. Pistlerimiz güzel ve bu tip yarışlara ev sahipliği yapabilecek düzeyde… Yarış ikramiyelerimiz cazip… Misafirperverliğimizle gelen konukları iyi ağırlıyoruz… Organizasyonunun düzenlenmesi anlamında eksiğimiz yok hatta bu işi iki güne yayarak bir festival havasına da soktuk... Aşmamız gereken tek sorun yarışların takviminin sabit olması. Eylül ayının ilk cumartesi ve Pazar günleri bu Festival için uygun olan zaman. Bu zamanı yurt dışındaki yarışlara göre değiştirmek hele hafta içine almak bu sefer de (gece yarışları olsa bile) yarış severin bizzat hipodroma gelip festivale katılımını azaltıyor… Oysa bu yarışlar hafta sonu olsa sadece İstanbul’dan değil İstanbul dışından da birçok at severin hipodromda olacağını hepimiz biliyoruz. Yıllık programda 8 tane olan enternasyonal yarışların farklı tarihlerde yapılan diğer iki koşusu da Festival kapsamında aynı güne alınması da düşünülmeli… Artık sayıca ve nitelik olarak da artan enternasyonal yarışlarımızın gelenekselleşme yolunda bir standarta kavuşması gelecek için yapılacak en önemli hamledir bu…

TEBRİKLER ŞAMPİYON TURBO’YA

Hep söylemişimdir; Kimse X ünlü hipodroma gidiyor diye Veliefendi’ye Gazi Koşusunu izlemeye, ya da Enternasyonal Festival’e katılmaya gelmiyor… Bu yüzden önemli yarış günlerinde, o günden sonra yolu bir daha hipodroma düşmeyecek ve bir daha rüyasında bile yarış atı görmeyecek ünlülerle mikrofon tutulmasını hep yadırgamışımdır… Gönlünde at sevgisi olan insanlar Turbo gibi şampiyonları görmeye geliyor. Halis Karataş gibi safkanıyla bütünleşip göğsümüzü kabartacak yarışlar çıkaran üst düzey jokeyleri izlemeye geliyor… Bunun böyle olduğu saat 23.00’de başlayan yarışta Turbo’yu ve onun yaşatacağı zaferi görmek için bekleyen kalabalık ispatlamakta… Bu güzelliği onu geç saatlere kadar bekleyen yarış severlere yaşatan Turbo ile Halis Karataş’a ve safkanın ilgililerine teşekkür etmek de bizim görevimiz… Teşekkürler Turbo ve bu başarıda emeği olanlar…

KAYBEDENLER İÇİNDE KAZANANLAR DA VAR…

Enternasyonal Anadolu Koşusunda sonlarda yaptığı etkili siprinti ile ikinciliğe giren Unaccounted For’un oğlu Derviş Ağa yarış kariyerinde ilk kez start aldığı bir Grup II koşuda ikincilik elde etti. Sonlarda yaptığı güzel siprinti ile ikinciliği kurtaran safkanın bugün için kazanan atı geçmesi çok zordu ama ilk kez start aldığı bir grup mücadelede elde ettiği bu ikincilik de yabana atılmamalı… Yine aynı koşuda kendinden yaşça büyük rakipleri arasında üçüncülük elde eden Berathan gelecek yıl ki yarış için ümit verdi… Enternasyonal Ifahr koşusunda stilindeki rakiplerine rağmen Şimşeğinoğlu’nun ikinciliği de başarılı sayılmalı… Enternasyonal Boğaziçi koşusunda Inspector beklenilen koşusunu çıkartamazken Pan River sonlara kadar çok iyi mücadele etti. Erkek rakiplerle start alan Annosh’un dördüncülüğü bu güzel pedigrili kısrağın artık hemcinsleri içinde kolay geçilmeyeceğinin bir işareti.

SON SÖZ…

Çoğunu kaybettik ama güzel yarışlar izledik… Değişen pist şartları ile daha sağlıklı hale gelen çim pistimizde koşulan bu önemli mücadelelerden keyif aldık… Yavaş tempoda başlayan yarışlar eğer biraz hızlı tempo ile koşulsaydı bazı koşularda daha farklı neticeler de alabilirdik… Ne kaybettiğimiz için üzülmek ne de kazandığımız için çok böbürlenmek gerek… Enternasyonal yarış festivali yaşandı ve bitti. İyisiyle – kötüsüyle, günahıyla – sevabıyla 2009 yılı Enternasyonal Yarış Festivalinden hepimizin çıkaracağı yeni dersler olmalı… Daha iyiye daha güzel ulaşmak ve gelecekte bu güzellikleri hep birlikte yaşamak için en önemlisi bu…

ERHAN GÖKBAYRAK
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir  

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Uzman Tahminleri

Kimler Sitede
Şu anda 9 konuk çevrimiçi