Joomla TemplatesBest Web HostingBest Joomla Hosting

ENTERNASYONAL HAFTA HEYECANI

Zaman çok çabuk geçiyor,
Yine bir enternasyonal yarış haftasına girdik,
Geçtiğimiz yıl Turbo ile kazanılan Malazgirt Koşusu dışında yaşadığımız hayal kırıklığı bakalım bu sene nasıl şekillenecek. Sahi Turbo yok, onun üstüne Şampiyonlarımızda henüz hazır değil, işimiz gelecek atların göstereceği performanslara kalmış durumda. 2009 un 5-1 i 2010 da 6-0 a dönerse sanırım kimsede şaşırmayacak.

Tanıtım ve organizasyon olarak geçmiş yıllara oranla aşama kaydettiğimiz fakat hala beklenilen at kalitesine ulaşamadığımız itiraf etmemiz gereken bir gerçek. Avrupa’nın en pahallı Mil yarışını düzenlemek bile at kalitesini yükseltememişken kalite sorununu nasıl halledeceğimiz üzerine arayışlara girmemiz gerekmektedir.

Enternasyonal yarışlar her şeyden önce bir Kültür meselesi olarak görülmelidir. Bu yarışların tarihi geçmişi, günümüz yarış sektörüne nasıl etki ettiği ve izleyici üzerinde bıraktığı haz mevzu bahis yarışların popularitesini doğrudan etkileyen faktörlerdir. 19 sene aslında hiçte kısa sayılmayacak bir zaman dilimi ve Amerika’nın 30 senelik maziye sahip Breeder’s Cup yarış mitingi ile karşılaştırdığımızda aradaki uçurumun mantalite farkıyla alakalı olduğunu görmekteyiz. Önceliği şov ve eğlence olan, en iyileri en iyi koşullarda mücadele ettirmeyi amaçlayan bu gibi organizasyonlar kıyasımız olmasada örneğimiz olabilir inancındayım.

Kalite sorunu; Enternasyonal mitingi bırakın bünyemizdeki temel sıkıntıların başında gelen bir sorun halini almış durumda. Son yıllarda iyice zevksiz hale gelen Klasik ve Gr-1 düzeyindeki yarışlarımız bunun somut örneğini teşkil etmektedir. Neredeyse tüm yarış severlerin ağzında ortak bir laf ; Nerede o eski yarışlar. Haksızda değiller hani, kim özlemiyorki 10 yıl öncesini. Burada bir tuhaflık olduğuda alenen ortada, yarışçılığımız gerçekten ilerliyormu yoksa biz kendimizimi kandırıyoruz? At kalitesine baktığımızda sanırım ikinci seçenek hepimize daha yakın gelecektir. Bunun dışında Hipodromlar, Haralar, Damızlıklar ve iletişim eskiye oranla daha iyi duruma gelmiş durumda. Tabi bunu iyileştirdik oldu değil sistemleştirip belirli bir düzene sokarak denetçilik yapmakta iş. Bunuda çok doğru yapabildiğimiz malesef ki söylenemez.

At kalitesini nasıl yükseltebiliriz, Uluslararası areneda boy gösterebilecek kabiliyette safkanları nasıl yetiştiririz?

1999-2002 yılları arasında koşan ithal safkanların yarışları domine etmesi elimizdeki damızlık metaryelin kalite olarak yetersizliğini gözler önüne sermişti. Bu dönemde ithal edilen her tay neredeyse iyi birer yarış atı oluyor ve ciddi paralar kazanıyordu. Zamanın yöneticileri yetiştiricilerimizi koruma düşüncesi ile Genel Hükümlerde bazı değişiklikler yaparak “Foal taylar yarış ikramiyesinin %75 ine koşar” maddesi ile bir nevi atçılarımızı kendi taylarını yetiştirmeye yöneltmek, paranın iç piyasada kalmasını sağlamak istediler. İlk başlarda bu atılan adım büyük kesimi (Tay ithal edemeyen, düşük sermayeli atçılarımızı) memnun etti fakat yıllar geçtikçe kan çeşitliliğinden tutunda yarış hayatındaki başarıyı arttırıp iyi birer damızlık olabilecek safkanların ülkemize girmesini engelleyerek Dünya’ya entegrasyon sürecimizi uzattı. Bunu anlayabilmemiz epey bir zaman alsada hala gerekli adımlar atılamamakta ve kısır döngü devam etmektedir. At kalitesini yükseltebilmemiz için bu gibi yasakların bir an önce kaldırılması gerekir. Böylelikle hem iç piyasada yetiştirdiğimiz tayların belli bir seviyenin üstüne çıkması rahatlıkla sağlanacak dolayısıyla atçı ve yetiştiricilerimiz daha kaliteli tay yetiştirebilme gayreti içine gireceklerdir. Yöneticilerimiz yetiştiricilerimizi kaliteyi yükseltme konusunda teşvik etmezse daha uzun yıllan nerede o eski yarışlar diyeceğimizi söylemek sanırım zor olmayacaktır.

2002 yılı Gr-1 Fatih Sultan Mehmet Koşusu sıralaması;
1- Karelin (IRE)
2- Elixir (IRE)
3- Pawnee Rhythm (GB)
4- Dünya Güzeli (GB)
5- Mary Ellen (IRE)
6- Altın Bike (USA)
7- Islambol
8- Fair Grounds (IRE)

2010 yılı Gr-1 Fatih Sultan Mehmet Koşusu sıralaması;
1- Deha
2- Kurtiniadis (IRE)
3- Hayri Baba
4- Aydın Abi
5- Action Man
6- Gladyatör
7- Dark Ruller (FR)

8 yıl ara ile koşulan iki yarış arasındaki kalite farkı epeyce büyük. Bunu sağlayan sebep ise İthal edilen safkanların varlığıdır. Yarış sever 2002 yılı F.S.Mehmet Koşusu’nu unutamıyorsa bunun sebebi yaşadığı seyir zevkinden başka bir şey değildir.

Sorumuzun ikinci kısmını “Uluslararası areneda boy gösterebilecek kabiliyette safkanları nasıl yetiştiririz” cevaplamaya çalışalım.

İyi bir safkan yetiştirebilmek için ilk şart eldeki damızlıkların iyi olmasıdır. Daha sonra bu safkanları iyi şartlarda büyütmek, doğru idman edip titizlikle koşmak sırasıyla sayabileceğimiz etaplardır.
2009-2010 yıllarında TJK bünyesine katılan önemli aygırlar, son yıllarda yetiştiricilerimizin ithal ettiği damızlık kısraklar ve 1999-2004 arası alınan ve kısrak babalık özelliği ile ön plana çıkan aygırların kızlarının yeni alınan iyi aygırlarla eşleşmesi sonucu bir kaç sene içinde ciddi bir yükseliş yaşayabileceğimizi düşünüyorum. Daha sonra yetiştirdiğimiz bu safkanları her fırsatta Avrupa’daki rakipleri ile yarıştırmalı ve seviyemizi ölçmemiz gerekecektir. Kaliteyi yükseltmek ve eldeki ile yetinip yetinmeyeceğine karar vermek tamamiyle bizim elimizde. İstedikten sonra yapamayacağımız bir şeyin olduğunu sanmıyorum. Umarım atçı ve yetiştiricilerimizde bu düşünce yapısını benimseyecek, azınlıkta olan sayı çoğunluğa geçecektir.

Enternasyonal yarışlarda ülkemizi temsil edecek safkanlarımıza bol şanslar diliyorum, hepsinin ayakları düz bassın…

NOT ; 3 haftalık tatilden sonra yeniden birlikte olduk. Yazılacak bir çok konuda bu arada birikti. Haftaya bir başka konuda görüşünyeye kadar hoşçakalın..
Görüş ve önerileriniz için Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir adresinden bana ulaşabilirsiniz…

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Uzman Tahminleri

Önemli Linkler