Joomla TemplatesBest Web HostingBest Joomla Hosting

YENİ AYGIRLARIMIZI TANIDIK

20 Ocak Çarşamba akşamı TJK Tv ekranlarında yeni alınan aygırların tanıtılacağı programı izlemek üzere toplandık.Açıkçası program başlamadan önce kafamda bir çok soru işareti vardı.Sürecin işleyişi,ne gibi kriterler dahilinde adayların belirlendiği,alınan aygırlardan neler beklediğimiz gibi.Bu sorulara yanıt buldummu yada neler bekleyip neler ile karşılaştığımı sizlere anlatmak istedim,acaba benmi yanlış düşünüyorum yada bize bazı şeyler eksikmi anlatılıyor gelin hep birlikte karar verelim… 

Programın başlamasına yaklaşık yarım saat kala;daha önce birkaç sefer yazmış olduğum “Klasik yarışlarının tamamını çim pistte düzenleyen bir Ülke olarak Amerikan patentli kumcu aygırlara yönelmemizin doğru olup olmadığı” konusu ile ilgili bir mail attım ve mailin devamında Danehill oğlu veya torunu alınmak için düşünüldümü ve bu konu hakkındaki komisyonun görüşünü özelliklede Denehill oğullarına kısrak gönderen Sayın Selman Taşbek’in düşüncelerini merak ettiğimi bildirdim. 

Programın başında bant yayını olarak TJK Yönetim Kurulu Üyesi Sayın Çalıcıoğlu’nun aygır alım komisyonu ve süreç ile alakalı açıklamalarıda bölüm bölüm verildi.Cüneyt beyin süreç ile alakalı konuşmasında Global Krizden bahsetmesi ve bununla birlikte AVRUPA’DA AYGIR PİYASASI HAYLİ YÜKSEK şeklindeki söylemi aslında aradığım sorunun cevabıydı ve bu ifade merkezinde alımların yapıldığını düşündüğümü yazımın başında söylemeliyim.(Bu söylemi yazının devamında açacağız).Daha sonra Reşat bey attğım maili yorumlayıp sorduğu soruda ilk sözü Teoman abiye bıraktı. Teoman abi bu soruya atların çim koşma kabiliyetlerinin tırnak,bilek,tendon,eşgal yapısı ile alakalı olduğunu söyleyerek başlamasıyla gecenin ilk şokunu yaşadım ve sözü Sayın Levet Sarıkaya alarak Northern Dancer’ın da hiç çim koşmadığını fakat çimci yavrular verdiğini söylemesi,yeniden Teoman ağabinin Royal Abjar ve Unaccounted For’un kum özellikli pedigrilerine ragmen çim pistte koşan yavrularda verebildiklerini söyleyip sorumu cevapladılar.Bu açıklamalar sizi tatmin etimi bilmiyorum ama ben açıkçası hiç tatmin olmadım,şöyle ki; 
Teoman ağabinin söylemi tırnak,bilek,tendon,eşgal yapısının çim koşma ile alakalı olması durumu %100 doğrudur fakat ilk başta çim pistte koşacak safkanda bu özelliklerin genetik olarak baba-anne,dede ve büyük annelerinden yani soyundan geçmesi gerekmektedir.Bu olmadan safkanınız çim koşmak için istenilen tüm fiziki özellikleri üstünde toplasa dahi genetiğinde yoksa başarı sağlamayaz yada uyum sağlayacağı pist kadar başarılı olamaz.Her safkan her pistte-her mesafede koşar ama hiçbir safkan her pisti ve her mesafeyi aynı başarıda ve yetenekte koşamaz.Kaldıki pistler içinde bile hava ve pistin durumuna göre ayırım yapan safkanların olduğunu biliyoruz ve bu duruma itiraz edecek bir at sever olduğunada açıkçası inanmıyorum. Konuşmanın devamında söz alan Levent beyin Northern Dacer örneğine geçmeden önce kendisinin bilgi birikim ve duruşunu çok begendiğimi belirtmek isterim. Dünya yarışçılığını yakından takip ettiğini ve sahalarda özellikle pedigri-safkanların soyları konusundaki birikimi sebiylede ciddi saygı duyulan bir isim olduğunuda bildiğimi vurgulamalıyım fakat Northern Dancer örneğinin doğru olmadığını düşünüyorum.Northern Dancer’ın babası Neartic’in Amerika’ya nereden geldiği ve nasıl oluştuğu,dedesi Nearco ve soyu Hyperion dan böyle bir sonucun çıkmasının çok doğal olduğu,1. anne Natalma’nın her ne kadar Native Dancer kızı olsada 2. anne Almahmoud etmisini çok fazla hissettiğini yine en iyi bilenlerden birisi Levent beydir.Yine konunun devamında Teoman ağabinin Royal Abjar ve Unaccounted For ile bu tezi doğrulmasıda Ülkemiz atçılığının durumunu görmemiz açısından önemliydi.Evet bu aygırlarımız eşleştikleri annelerin etkisiyle çimde pistte koşan yavrularda veriyorlar ama hangisi saf bir çim atıdır diye düşünmemiz gerekir. Royal Abjar yavrusunun 2800 metrelik Ankara Koşusu’nda 2. olması bence yetiştiriciliğimizin bu konudaki büyük zafiyeti ve eksikliğinin göstergesi anlamı taşımaktadır.Bu sebeplede ciddi bedeller ödeyerek aldığımız aygırlarımızın yavruları Enternasyonal alanda başarı sağlayamayıp,az sayıda katıldıkları bu gibi yarışlarda Avrupa’nın Listed kategorisindeki isimlerine mağlup olmaktadırlar.Devşirme aygırlardan alınan bu sonuçta kimseyi şaşırtmıyor demek ki hala bir öz eleştiride bulunamıyoruz yada kendimize gerçekleri itiraf edemiyoruz 

Program;aygırların nasıl seçildiği,komisyonun nasıl çalıştığı ve nelere dikkat edildiği, özelliklede Dehere’nin ülkemiz için büyük şans olduğu merkezinde devam ederken Reşat bey; Atahan ağabinin geçtiğimiz aşım sezonunda aldığımız aygırların sıfat adedi ve ülkemizde bu rakamların neredeyse yarı yarıya neden düştüğü şeklindeki sorusunu konuklara iletti.Burada Levent bey şapkayı önümüze almamız gerektiği,bu aygırların geldiği yerlerde kısrakların aşıma çok daha bilimsel ve iyi hazırlandığından bahsedip öz eleştiride bulunması güzeldi. Bu durumu düzeltmek ve aygırlarımızı daha verimli kullanmak için anlaşmalı veterinerler ile kedimizi geliştirecegimizi bahsetmeside doğru bir adım olarak algılandı.Şahsi düşüncesi olarak ise Ülkemizde bir aygırın maksimum 100 sıfat sayısında kalması düşüncesi,bunu gen havuzundaki damızlık sayısının Amerika ile karşılaştıralamayak kadar az oluşu ve ileride kan yakınlaşması sorununu doğuracak vurgusu ile ileriyi gören bir yetiştirici profili çizdiğini söyleyebilirim. 

Aygırları tek tek ele alırken Dehere’nin sonradan bu pakete dahil olduğu,5 yıl Japonya’da görev yaptığı için Avrupa’da popularitesini kaybetmesi ve buna Avrupa’nın çok önem verdiğini söylemeleri önemliydi.Sitemizden bir arkadaşımızın bana ilettiği Always A Classic ile Dehere arasında ne fark var? sorusunu,arkadaşımıza bunu komiteye sormalısın tavsiyemde pek işe yaramadı çünkü Reşat bey bu soruyuda törpüleyip o şekilde konuklara yansıttı. Açıkçası Reşat beyin bu tarzını ve mail atan at severlerin ismini söylememesini yadırgadımı belirtmek istiyorum. Mail yoluyla programa katılan meraklılar ne kendi reklamlarını yapmakta nede bir şeyler beklemektedirler.Kurallar çerçevesinde soru soran bir izleyicinin gizli tutulmasının mantığını çözemiyor ve bu ayrıntıyada Reşat beyin dikkatini çekmek istiyorum. 

Yukarıda bahsettiğimiz Sayın Cüneyt Çalıcıoğlu’nun söylemi ve komisyon üyelerinin konuşmalarından çıkardığım genel değerlendirmeye gelince;Yaşlanan aygır stoğumuz sayı ve sıfat adedi itibariyle yetiştiricilerimize cevap verememekteydi.Bu bakımdan Bakanlığın onayladığı 10 milyon dolarlık bütçeyle minimum 3,maksimum 5 isim alınmak istendiği söylendi.10 milyon doların ciddi bir rakam olduğu düşünülsede Dünya aygır piyasasında elit isimler için çok hafif kalan bir rakam olduğuda konuşuldu ki çok doğru bir açıklamaydı. Cüneyt beyin Avrupa’da aygırlar pahallı deyip aslında söylemek istediği bizim paramız Avrupa’dan çim aygırı almaya yetmiyor bu sebeple Amerika’dan alabildiğimizin en kalitelisini ve en fazla sayıda olanını aldık anlamı taşıyordu. 
Bu düşünceye hak verenlerde olabilir,karşı çıkanlarda ben işin orasında değilim.Söylemek istediğim şudur;Yıllardır bu mantıkla hareket edip aygır alıyoruz,bu aldığımız aygırlar yarışçılık modelimize,yarış programlarımıza ne kadar uyuyor?Royal Abjar tayı Gazi kazansa,Unaccounted For tayı Tay Deneme kazansa bu isimler ile Avrupa yada Dünya yarışçılığında nereye yükselebiliriz?Yıllardır Bin Ajwaad ve Red Bishop’un gözünün içine bakan Klasik yarış sevdalıları şimdi Powerscourt ilemi yola devam etsinler? gibi bir çok soru aklıma geliyor. 
Yıllardır milyonlarca dolar ödeyerek aygırlar aldık ve bu isimlerden 1 tane bile aygır çıkaramadık.Acaba bu durum için komisyonlarımız veya sektörü idare eden büyüklerimiz ne düşünüyor.Her aldığımız aygırın kızı çok iyi anne olur deyip avunduğumuz artık anlaşılmalı, oğlu aygır olacak aygır almanın önemi artık kavranmalıdır.Powerscourt acaba neden son yılında Amerika gibi çim yarışları 2. planda kalan bir ülkeye gönderilmiştir?Özel aşım fiyatlı kardeşleri var bu isme gerekmi yok dendi yoksa Avrupa pazarında şans bulamayacağımı düşünüldü?Yonaguska ve bir önceki yıl aldığımız Victory Gallop istikrarlı ve uzun süre koşan yavruları ile genel aygır listesinde ilk 25 e oynayan aygırlar olarak biliniyorlar,acaba neden bu isimlerden hemen vazgeçilmiştir?Amerikan yarışçılık sisteminde aygırlar için aranan ilk özellik aygır oğul veremeyip kısrak hatlarında kalacakları düşünüldüğü içinmi sistemden çıkarılmışlardır.Programda komisyon üyelerine aradığınız aygırda nelere dikkat ettiniz diye bir soru yöneltildiğinde bu olmazsa özelliği hiçbir üyeden duyamamak üzücüydü ve üzülerek söylemeliyim ki yine günü kurtarma gayreti içine girmiş durumdayız.Bu şekilde 1 adım ileri atamayağımızı düşünüyor ve yanılmayı canı gönülden istiyorum… 

Danehill,Tiznow,AP Indy gibi isimlerin oğulları bize lazım bunu sanırım bilmeyen yok. Selman ve Levent beylerin söylediği gibi bu aygırlara bütçemiz yetmemekte yada 3-4 isim alınması gerektiği için bu radikal kararlarda alınamamakta.Peki ne yapacağız,içinde bulunduğumuz şartlar ve ortamdan şikayetçi değilsek sorun yok devam edelim ama olmuyorsa bir şeyler değişsin diyorsak bazı kararları hayata geçirelim.Her yıl 3 aygır alacağımıza Babası aygır oğul verebilen bir soydan gelen 1 tane ciddi aygır alayım.Böylelikle 5 yıl içinde muazzam kaliteli aygır stoğuna sahip oluruz.Bu aygırların yavrularıda satılır,ulusal arenada başarılı olma ihtimalleri artar,harada aygır olarakta iş yapabilirler düşüncesendeyim.Biz risk alamayız,bu bizim paramız değil düşünceside çok doğru olmasa gerek.Atçılığın ve yetiştiriciliğin her safhası zaten büyük bir risktir. Denenmiş,kendisini ispat etmiş ciddi bir aygırı almaya zaten gücümüz yetmeyecektir.O halde başka çözümler üretmek lazım buda sektörü yöneten büyüklerimizin işidir. 

Aygırlarımızı tanıdık ama nasıl tanıtılmak isteniyorsa öyle tanıdık,tekrar söylemeliyim ben tatmin olmadım,olanlarada saygı duyuyorum.Yeni yetişen neslinde çok şeyi tartıştığı ve hemen kabul etmediğininde bilinmesini istiyorum.Aldığımız aygırların eksikliklerininde konuşulacagı programların yapılması dileğiyle… 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Uzman Tahminleri

Önemli Linkler