Joomla TemplatesBest Web HostingBest Joomla Hosting

TAY YARIŞLARINA BAKIŞ

İlkbahar Yaz yarış sezonunun başlamasıyla birlikte yaşanan en büyük heyecan, 2 yaşlı İngiliz ve 3 yaşlı Arap taylarının ilk startlarını almalarıdır. Arap tayları sezona 2 hafta önce başlarken İngiliz tayları ayın sonuna doğru piste çıkmaya başlar. Avrupa’nın önemli pistlerinde de Nisan ayında ilk kez piste çıkan taylar böylelikle birbirinden zoru sınavlardan geçecekleri yarış hayatlarına merhaba demiş olurlar…

Arap tayları gelişimlerini daha geç tamamları sebebiyle 3 yaşında piste çıkarken ilk startları öncesi hazırlanmak için İngiliz taylarına oranla daha geniş bir zamana sahip olur. Bu sebeple 13 Nisan’daki sezonun ilk Arap tay yarışına 48 safkan kayıt yaptırıp 41 tanesi koşarken 25 Nisan’daki Şartlı-1 Johny Guitar Koşusu’na sadece 6 İngiliz tayı ilk kayıt yaptırmıştır ve 5 tanesi deklare olmuştur.
İngiliz taylarının nazik ve kırılgan yapıları, doğum tarihleri, gelişim hızları ve özelliklede koşar hale getirilinceye kadar geçen süreçteki aksaklıklar tayların start alacağı tarihe doğrudan etki eden faktörlerdir. Bu hususlara at sahiplerinin yaklaşımı, maddi açıdan ayakta durabilme ve tecrübeleri tamamlayıcı faktör olarak etki ederek tayın start almasıyla başlayan performans ile alakalı kısıma geçilmiş olur.

Taylar için Nisan ayı ile başlayan süreçte at sahiplerinin yaklaşımı çok önemli bir etkendir. Ellerindeki tayın genetik miras olarak üzerine toplayacağı özelliklerden tutuda idman sistemine kadar safkanları ne istiyorsa onu tespit edebilmeleri gerekmektedir. Bu konuda doğru konulamayan teşhisler ise bahsi geçen tayın tam performans gösterememesine dolayısıylada maddi kayıplara sebep olur. Yani elimizdeki safkanı biran önce koşar hale getirmek amaçlı yaptığımız her acele hareket aslında gelecekte karşılaşacağımız olumsuz durumların temelini oluşturmaktadır…

Arap – İngiliz kıyasından çok 2 yaşlı İngiliz tayları için yarış programı başta olmak üzere ne gibi bir sistem kurabiliriz? düşüncesiyle bu yazıyı kaleme aldığımı belirtmek istiyorum. Sizlerde görüşlerinizle bunu sürdürür ve sektörün düşünen kanadı olarak önerilerimizle üst üste koyacağımız her tuğla,gelecek adına olumlu atılan adımların umarım başlangıcı olur…

Yarışçılık sistemimizde ciddi sıkıntıların olduğu bir gerçek. Bize uyugun modeli tespit edemeyerek yönetimsel bazda değişik politikalar benimseyip bir türlü istikrarı sağlayamamamız ise bunun ana nedenlerinden birisidir. Dünya gerçekleri dışında asıl önemli husus ; Ülkemiz şartları dahilinde kararların alınması ve bize en yakın model üzerinden geleceğe yön verebilmektir. Avrupa’nın önemli yarışçılık merkezlerinde Nisan ayı ile başlayan sürecin ülkemizde de uygulanması ne derecede doğrudur ? buradan yola çıkalım.

Sağlıklı olarak sahaya getirilebilen tay adedi, bunların faal olarak yarış koşulan 4 ayrı hipodroma dağılması sonucu oluşan durum, tayların maddi imkansızlıklar sebebiyle biran önce koşar duruma gelmesi için uygulanan hızlandırılmış programlar ve bu durumun getirdiği sıkıntılar neler olabilir.
Ülkemizde her yıl ortalama 1100 civarında tayın pedigri çıkardığı, bunlar içinden sahaya getirilebilenlerinin 900 civarında olduğu bilinmektedir. Bu isimlerin içinden hazırlık sürecinde problem yaşayanlar veya sahiplerinin isteğiyle sezon başında koşulmayanların olduğu düşünüldüğünde, yaz sezonu için İstanbul – Ankara – Bursa – İzmir hatta Elazığ’a tayların bölünmesi hipodrom başına düşen tay adedini ciddi derecede azaltmaka ve görüldüğü gibi 4-5 tayın katıldığı yarışlar oluşmaktadır. Bu durumun asıl önemli noktası ; katılımın az olucağının bilinmesi sebebiyle tayların yeterince hazırlanmadan bu yarışlara katılmasıdır ve bir nevi maddi olarak sıkıntıda olan ve büyük kesimi oluşturan bu at sahiplerimizin yanlışa teşvik edilmesidir. Yıllardır süre gelen erken koşup parayı toplayalım mantığı sebebiyle vasıfsız bir çok tayın nasılsa gelecekte iyi tayların çıkmasıyla zorlanacağı düşünülerek değerinden kat kat fazla para kazandırılmaya çalışılması sonucu hem kötü taylar teşvik edilmekte hemde yetiştiricilerimizi daha iyiyi yetiştirmek adına arayışlara itmemektedir.

Peki bu durumun çözümü ne olabilir?
Ülkemizde yetişen at adedi 4 ayrı hipodromda hatta aynı gün iki farklı şehirde yarış düzenlenmesine yetecek sayıda değildir. (Konumuzla alakası yok ama her hafta aynı atları koşarken görmemizin ana nedenide budur) TJK’nın maddi imkansızlık sebebiyle daha fazla oyun oynatmak zorunda olduğunu biliyoruz ve bu durumu göz önüne alıp yorum yapmamız gerekirse; Özellikle 2 yaşlı tay yarışlarını yaz sezonu için ağırlıklı olarak İstanbul – Ankara gibi gibi geniş ve uzun düzlüğü olan pistlerde yapmak çok daha mantıklı olacaktır. Bursa sezonunuda belli ölçülerde programa dahil ettiğimizde tay dağılımını azaltmış ve daha çok sayıda tayın katılacağı yarışların oluşmasını sağlamış oluruz. Buda tayların çantada keklik tabela yapmaları yerine daha hazır hale getirilip koşulması, vasıfsız tayların yarış hatta Listed yarışlar kazanmasının önüne geçilmesi anlamı taşımaktadır. Bu durumun ilerleyen dönemler içinde daha iyi tay yetiştirmek adına yetiştiricilerimizi teşvik edeceği ve sektörün kalitesine olumlu yansımaları olacağı gözlemlenecektir.

Bir diğer husus ikramiye dağılımı,
Sektörümüzdeki ciddi sıkıntılardan birisi olan ; Harada değer taşıyan safkanların uzun süre sahada kalarak deforme olması ve enerjilerini bu sebeple yavrularına aktaramama durumu.
Her atın ne kadar süre koşacağı, hangi aralıklarla nasıl bir program dahilinde yarışlara gireceği sahibinin bileceği bir iştir. Fakat atçılığın doğruları çerçevesinde at sahiplerini yönlendirmek otorite ve TJK nın görevi olup doğrular teşvik edilirken gelecekte olumsuz durum olarak yansıyacak adımlar caziplikten çıkarılmalıdır.
Bunun için yapılacak ilk şey safkanların gençlik döneminde maddi getiri olarak doyurulması yaş aldıkça ise koşmalarının cazipliğinin ortadan kaldırılmasıdır. Böylelikle harada değer taşıyan bir atın yaş aldıkça sahada kalmasının bir anlamının kalmayacağı sonucu ortaya çıkacaktır. Çözüm Şartlı-1 ve Maiden yarış ikramiyelerinin ciddi olarak arttırılması, 2 ve 3 yaşlılık dönemlerini kapsayan Listed yarışların ikramiyelerinde farklılıkların oluşturulması ve ekstra bonuslar bu sistemin kurulmasında önemli adımlar olabilir inancındayım.

Harada değer taşıyan atlardan bahsetmişken özellikle dişilerin dişiler ile yarışması ve bu şekilde dengenin kurulmaya çalışılması son yıllarda bilincine vardığımız bir kavram oldu. Yerinde bir kararla arttırılan dişilere ait yarışlara atçılarımızında özen gösterip bu doğrultuda yarış seçmeleri uzun vadede olumlu yansımaları olacak bir durumdur ve bu gibi kesin atılması gereken adımları cesurca atmamız gerekmektedir. Her şey sektörümüzü daha ileriye nasıl taşıyabilir, Dünya’nın ileri gelen yarışçılık merkezleri seviyesine nasıl ulaşabiliriz düşüncesiyle yapılmakta. Bunun için için el ele verip güç birliği yapmamız, daha çok konuşup tartışmamız ve her şeyden önce ben yaptım oldu kalıbından çıkıp sektörün tüm kesimlerine kulak verebilmemiz gerekmektedir. Gelecekten her şeye ragmen ümitliyim, inşallah yeni nesil büyüklerinden öğrendiklerini daha geliştirip ulaşmamız gereken yere sektörümüzü taşıyacaktır…

Bir başka yazıda görüşmek üzere hoşçakalın…
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Uzman Tahminleri

Önemli Linkler