GENÇ ANTRENÖRLER UMUT VADEDİYOR
Teknolojinin her dalda kendini hissettirdiği Dünya da atçılık olarak bizim camiamıza girmesi biraz zaman aldı. Hatta bu süreç sancılı geçecek gibi görünüyor. Türkiye de kısa süre de bir çok üniversite de atçılık için branşlar açıldı. Bununla birlikte 1200 e yakın öğrenci mezun verildi. Sahaya yansıyan ise yok denecek kadar az.
BİZ BİLİMSELLİĞİ TAŞIMAYA GELDİK…
Bu yıl mezun olan İstanbul Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi At İşletmeciliği ve At Antrenörlüğü öğrencileri ile bir sohbet yaptık. Hepsi pırıl pırıl çalışma şevki ile dolu bu çocuklar, enerjilerini camiaya ya yansıtmak için sabırsızlanıyorlar. Tabi burada olması gereken en önemli husus sabır. Sabretmeleri bizim nacizane ilk tavsiyemiz bu genç arkadaşlara.
ALT YAPI’YA EĞİLEREK BİR TAKIM İŞLERİ DÜZELTMELİYİZ
Çok enteresan konuya temas ederek başladı yeni mezun antrenörler. Başarının gelmesi için işlevin haralardan başlaması gerektiğinin önemini vurguladılar. At işletmeciliğinden mezun olan Tülin Eylül Kürklü ‘okul ile gerçek at dünyası arasında azımsanmayacak farklılıklar mevcut. Ama biz bu farklılıklara çok çabuk adapte olmak zorundayız. Ben öncelikle at işletmeciliğin de okudum. Yani haraların yapılışı atların dizaynı ve buna benzer çalışmaların yanı sıra teknik büroda da çalışacak ön bilgiye sahibim. Antrenörlükte okuyan arkadaşlarımızla yaptığımız münazaralarda, başarının sırrının haralardan kaynaklandığı gerçeğine karar verdik. Haralardan ne kadar sağlıklı at sahaya inerse başarı o kadar artacak. Bu sebepledir ki ben stajımı Duygu Fatura Oluk’un yanında yaptım. Hem ata bindim hem de harlarda ki çalışmalarla bilgimi perçinledim. Bu sebeple haralarda kahya değil de atın karnında antrene etmeyi başaracak antrenörler olmalıdır. ’ Antrenör Arkadaşlarının da desteği ile bu fikri teoriye dökmek isteyen yeni mezunların farklı düşünceleri bununla bitmiyor.

HER MESAFE ATINA GÖRE İDMAN PROGRAMI OLMALI
Uzun mesafe yarışlarında camiamızda süre gelen başarısızlığın yegane sebepleri ile ilgili cümleler ve buna bağlı at sağlığı üzerine fikirler, başta idman programlarının yenilenmesi olmak üzere belirli kriterlerin tekrar gözden geçirilmesi gerektiğini de vurguladılar. Ergin Eren, Kemal Farımaz, Atakan Şıvgın, D. Burkay Bahçeci yaptıklar ortak açıklamada, “Ülkemizdeki kısa mesafe atlarına uygulanan beslenme ve idman programı aynı tarz da olması, buna karşılık uzun mesafeye yatkın safkana da aynı işlemlerin yapılması, bizce daha başarılı olamamanın en büyük etkenlerinden biridir. Burada yaptığımız eleştiri haddimiz olmayıp, öyle algılanmasını istememekteyiz. Dünya ile entegrasyonumuzda bilimsel çalışmaların da verilerini sektöre yansıtarak, daha iyi bir performansın yakalanacağını düşünüyoruz. Bu katkıda bulunmak için, biz yeni mezunlar aralıksız çalışmalara devam ediyoruz.”
USTA-ÇIRAK İLİŞKİSİ
Atçılığımızın bu günlere gelmesinde katkısı olan değerli büyüklerimizin, sektöre kazandırdıklarını kesinlikle yok sayıp, görmezden gelemeyiz. Bilimsellik ışığı altında yol almak istememiz, büyüklerimizin teknik ve teorik fikirlerine sırt çevirmemiz anlamına mutlak surette gelmemelidir. Biz onların gösterdiği yolda, bizimde teknolojik bilgimizi birleştirerek atçılığımızı dünya’ya kafa tutabilecek duruma getirmemiz, ana misyonumuzdur. Antrenörler ve veterinerler ile bu kapsamda her daim ortak hareket etmeli, veterinerin söylediklerini harfiyen uygulayıp tedavisinin bitimi aşamasında gerçek görevimiz olan Yarış atı’nı antrene etme , yarışa hazırlama unsurlarını bu kapsam dahilinde hayata geçirmeyi ilke edinmeliyiz.. Yani, Antrenörün asıl amacının atın performansını en üst seviyeye getirmesini sağlamaktır.
HERKESLE İLETİŞİM
Dünya’da her dakika bir yenilik meydana geliyor. Artık bunları takip etmenin teknoloji açısından kolay olduğunu vurgulayan genç antrenörler, iletişime de çok önem veriyorlar. Otorite, At sahipleri Derneği, Antrenörler Derneği, Yönetim, Teknik kadro ve Medya ile iç içe olmayı düşünüyorlar. Bunun neticesinde Ülkemizde ve Dünya’da uygulanan, yeni faaliyete geçen fikirlerin daha çabuk bir şekilde hayata geçirerek Dünya ile aynı paralelde yürümemiz için çok önemli bir başlangıç olduğunu düşünmekteyiz. Yurtdışında eğitime giden arkadaşlarımız ile sürekli temas halindeyiz. At işletmeciliği konusu dünya’da yaygın bir pozisyonda iken ülkemizde maalesef tam anlamıyla idrak edilememiştir.

OKUL ÖNCESİ VE SONRASI
Üniversitelerinin 2 yıllık olmasını yetersiz bulan öğrenciler, bu kadar kapsamlı bir sektörün daha iyi daha fazla bilgi ile pratiğin uygulanabildiği sahalara inebilmesi için eğitimin 4 yıl olarak tasarlanmasının şart olduğunu ısrarla vurguladılar. Türk atçılığını Dünya’nın önde gelen ülkeleri arasına sokabilmek adına, tüm nüansların atlanmadan öğrenilmesi gerektiğini vurgulayan öğrenciler, veterinerlik fakültelerinde bile yarış atı veterinerliği uzmanlık alanı açılması gerektiğinin altını çizdiler.
DESTEK
Artık antrenörlüğün bir saltanat olmadığını bilimsel bir yaklaşımla birlikte birleştirilmesi gerektiğinin farkına varılmalıdır. Şimdiye kadar antrenörler ile atçılığımız çok güzel yerlere gelmiştir. Ama istenilen ve beklenen dünya atçılığı arasına henüz maalesef girememiştir. İşte biz bu ustalar ile birlikte el ele verip çalışırsak atçılığımızı da çağdaş ülkeler arasına kolayca sokabiliriz. Bunu için antrenör ağabeylerimiz bizi lütfen dışlamasınlar, ellerini uzatıp biz de tecrübelerini aktarsınlar. Antrenörlüğü saygın bir konuma ancak bu şekilde getirebileceklerini ifade ettiler.
Röportaj: Ferdi AKINCI - Erdem VURGUN
















