Joomla TemplatesBest Web HostingBest Joomla Hosting

TUGAY ALICI

Çok değil daha 7-8 ay öncesine kadar kimse onu tanımazken, şu sıralar geleceğin mutlak başarılı olabilecek jokeylerin biri olarak gösterdiğimiz Tugay Alıcı ile, oldukça sıcak bir İstanbul gününde samimi bir sohbet gerçekleştirdik. Yapı olarak pek konuşmayı sevmese de, geleceğe ait planları ve şu anki durumu ile ilgili cümlelerini bizler için paylaştı Tugay..

 

Erdem Vurgun: Tugay öncelikle yarışseverlerimize kendini bir kez daha kısaca tanıtır mısın? Ve bu mesleğe başlangıcını bize özetleyebilir misin?

Tugay Alıcı : Ben, 1989 doğumluyum. İstanbul’da doğup büyüdüm, ailemle Ümraniye’de ikamet etmekteydim. Bu mesleğe girmem, Ortaokulda ki Matematik öğretmenimin vasıtasıyla   oldu. Ailemden bu işle ilgilenen kimse yoktu. Boyumun ve kilomun müsait olması nedeniyle Matematik öğretmenimden böyle bir fikir geldi. Bende 2004 yılında Ekrem Kurt Apranti Eğitim Merkezi’ne kaydoldum. 2006 yılında da sınıf arkadaşlarım Gökhan Kocakaya ve Gökhan Gökçe ile beraber  mezun oldum.

 

E. V. : Mezun olduktan sonra nasıl bir hayat ile karşılaştın? Kimler sana yardımcı oldu?

T. A : Okuldan mezun olduktan sonra direk Yücel Birol ekürisine girdim. Orda seyislik olsun at bakımı olsun her türlü görevde bulundum. Bu yaklaşık 2 sene sürdü. Akranlarım, benle mezun olan meslektaşlarım yarışlarda at binerken ben ahırdaydım. Az da olsa tabi ki bu hususta bir karamsarlık yaşadım. Ama Yücel amca sabretmemi ve beklememi söyledi. Bu bağlamda sabrımın karşılığını aldım ve bugünlere geldim. Yine sahada ilk zamanlar Hakan Başoğlu, Fatih Çiftçi, Askeri Canpolat ve şu an ismi aklıma gelmeyen değerli büyüklerimin bana yardımcı olduklarını söyleyebilirim.

E. V. : İlk yarışına Sn. Aysel Birol hanımın Bacım isimli safkanıyla katıldın. O an neler hissettin? Nasıl bir psikolojiye sahiptin?

T. A. : Tabiki ciddi bir heyecanım vardı. Atın o yarışta pek şansı yoktu ama koşuyu 5nci bitirebildim. Hatta inanır mısınız son 150 öndeydim. O yarış ilk olduğundan oldukça yorulmuştum. Ama bende unutulmaz bir an oluşturmaya yetmişti o yarış.

 

E. V. : Ve ilk birinciliğin Tugay.. Yine aynı ekürinin tayı Perfect Match.. O anı bize anlatabilirmisin?

T. A. :O anları kesinlikle tarif edemem. Çok güzel bir duyguydu. Uzun süreli bir bekleyişin meyvesini toplamıştım. Aynı gün 2 ata biniyordum. Hatta farklı bir ayrıntı olarak şunu söyleyebilirim, o gün kazandığım At ile değil de 6ncı olduğum Arap tayı’nın yarışı Yücel Amca’nın hoşuna gitmişti. Böylece bu eküri ile ilk heyecanımı ve ilk başarımı yaşamış oldum.

 

E. V. : Yurtdışı yarışlarını ne düzeyde takip etmektesin? Ayrıca yine yurtdışında at binme aklının bir yerlerinde mevcut mu?

T. A. : Tabi ki vakit buldukça yurtdışı yarışlarını takip ediyorum. Jokeylerin biniş stillerinden tutunda, atların durumlarına kadar analiz ediyorum. Yurtdışında at binme olayına gelince, tabiki bizlere gerekli imkanlar sunulursa dış ülkelerde ülkemizi temsil etmek isterim. Ama dediğim gibi öncelikle bu zeminin oluşması gerek.

E. V. : Gelecekle ilgili planların neler? İleriye dönük bir planlama yaptınmı kendine?

T. A. : Her zaman mesleğimi uzun vadede başarıya taşımak isteğindeyim. Tüm jokeyler de bu bilinç dedirler. Herhangi bir sınırım yok açıkçası. En iyilerden biri olmak için çabalayacağım ve çalışacağım.

 

E. V. : Gazi koşusu ve Çakılhan.. Çok yazıldı çizildi çok şeyler söylendi ama bir de o günü o anları senden duyabilir miyiz?

T. A. : Çakılhan’ a ben Bursa’da 6-7 kez binmiştim. 3 kez de birincilik almıştım. Sonra bir koşuda Bekir Gökçe ile start aldı. Sonra tekrar bana teklif geldi. O hafta ceza aldığımdan dolayı bu seferde koşuya Halil Ketme ile iştirak etti. Ondan sonraki yarışında da sözleşmeli olduğum bir at vardı ve ona binmek durumundaydım. Gazi koşusundan yaklaşık bir hafta önce yine bana binme teklifi geldi. Nitekim koşuya Çakılhan ile katıldım. Koşuya katılacak olan diğer atlara baktığımda, uzun mesafe eksiği olan atların yanında kendi atımı oldukça şanslı görüyordum. Ama koşu öncesi 2nci olurum yada 4ncü olurum gibi bir düşüncem yoktu. İyi koşacağını biliyordum ama neticeyi kestiremiyordum. Birde bu koşuda iç kulvardan orta kulvara çıkmam ve Miramis’in koşu güzergahını açmam çok konuşuldu. Çakılhan öncelikle zor ve kaprisli bir at. O gün bariyer dibinden çıktığımda at kendisini bir anda dışarıya doğru attı. Öndeki atların aniden yavaşlaması sonucu bir anda kendimi Chi’nın yanında buldum. Kesinlikle isteyerek yapılan bir hamle değildi bu. Bizim dışa açılmamız sonuçta Miramis’e yaramış oldu.

 

E. V. : Peki tamam bu iş oluyor. Kazanacağım galiba dediğin bir an var mıydı?

T. A. : Aslında 600 virajında oldukça ümitlenmiştim. Sanırım bu iş olacak dedim. At viraja çok güçlü ve sermayeli gelmişti. Öndeki atların yavaşladığını görünce tabi ki kazanma hissine oldukça etkili bir şekilde kapıldım.

E. V. : Stil olarak veya karakter olarak benimsediğin ve beğendiğin  meslektaşların kimler.?

T. A. : Tabiki Halis abi’yi ön plana almak gerekir bu hususta. Hem karakter hemde yarış zekası olarak ilk isim olarak onu sayabilirim. Stil olarak örnek aldığım birisi olduğunu söyleyemem. Sürekli her yarışımı tekrar tekrar izlerim. Hatalarımı mutlaka görür ve ders çıkartmaya çalışırım. Örnek almama düşüncemde aslında buna bağlıdır. Her zaman acaba daha iyi nasıl olurum sorusunu kendime sorarım.

 

E. V : Tugay boş zamanlarını nasıl değerlendirirsin? Ne tür aktivitelerden zevk alırsın?

T. A. : Aslında pek fazla boş vaktim olduğu söylenemez. Müsait vakitlerimde ise çoğu zaman yine adrenalini yüksek bir spor olan Karting yapmayı seviyorum. Bursa’da keza İstanbul’da bu hobimi hayata geçirmeye çalışıyorum. Ama dediğim gibi pek fazla vakit bulamıyorum.

 

E. V : Sevgili Tugay, değerli vaktini ayırdığın için çok teşekkür ederim.

T. A. : Böylesi samimi bir sohbet için ben teşekkür eder, tüm TurkHorseClub ailesine saygılarımı sunarım.

 

Röportaj: Erdem Vurgun

 

Yorumlar  

 
0 #1 ertu 31-01-2011 01:29
tangocu hışır makay hic birini getiremedin be bende bunlardan birini getirirsin elbet diye tangocuyu tek atmıştım:D
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Uzman Tahminleri

Önemli Linkler